Kasım 08, 2009

Bu Sabah..!

Candan Erçetin dinliyorum, uzun yıllar sonra.. "Sitem" çalıyor, ardarda..

Zaman geçiyor, belki çok klişe ama insan sadece seyirci kalabiliyor kimi kez.. /Ve bunu bile yaşayarak öğreniyor.

Bulması en kolay şeymiş; Bahane.. "Her güne 1 Bahane", hani şu çok sevdiğim "Her güne 1 Masal/Oyun/Ninni/Hikaye" serisi gibi.. Mesela ilk gün kış geldi dedim, ikinci gün muayyen günüm yaklaşıyor, üçüncü gün yorgun ve uykusuzum, dördüncü gün 1 ay oldu şu gripten kurtulamadım dedim, sonra çorabım kaçtı, karnım acıktı, kalemim kayboldu, yağmurda donuma kadar ıslandım, maketimi beğenmedim, servisi kaçırdım.. Bugünse bakıyorum 10 gün olmuş; Ankara'da hava çok güzel, ben uykumu aldım, kalemlerim yanımda, yemek yedim,,.. Oysa ilk günden beri biliyorum; ben sadece çok özlüyorum. Her gün karşımda miniminnacık yaşındaki fotoğrafta uyuyan yüzü, sesi, soluğu, kokuyu, teni, yüzü, eli, kolu, adı, yürüdüğümüz sokakları, yediğimizi içtiğimizi, gözyaşlarımızı, planlarımızı, sözlerimizi, her yaralanışımızda yeniden ayağa kalkışımızı, murnunu, sıcak çikolatayı, sahlebi, bencil tavuğu, bir açmayı paylaşmayı, zzpeed'te oturmayı, real'e yürüyerek inip banklarda dinlenmeyi, elini hiç bırakmamayı, kivikuvivu yapmayı, öpmeye doymamayı, yanında olmayı, yanında duymayı, yanımda durmanı, kedilerini, külahımdaki çikolatayı, maraş çöreğini, kuru dutu, yolları, yolculukları, kirli saçları, trende üşümemek için sarılmayı, Ankara'yı bile sevmeyi, seni gülerken görmeyi, jadore'u, çocukken birlikte büyümemizi, türküleri, Nazlı'yla Şefik'i, Saka Salim'i, yurdun önündeki bankı, patikayı, pide-ayranı, aşti'de seni beklemeyi, Eylül'ü, kır çiçeklerini, verdiğin ilk ve tek gülü, bakırcıları, Eski Maraş'ı, Kabataş iskelesini.. SENİ, sadece SENİ!

Ne "öğreniyor insan" ne de "alışılır zamanla" safsatalarına inanıyorum. Her el-yüz-ses istiyor, bekliyor, yalan söylüyor, gerçek olmuyor, parçam olmuyor..

Hiç kızamadım; nedenini hiç anlamadım, sorgulamadım da.. Çok kırgınım, sadece tek söz beklediğim "Gel! Bak, kış geldi. Sahlep çıktı, gel! Yılbaşı geliyor, ciğer yiyelim; gel! Sarılalım, uyuyalım. Yürüyelim yine hiç durmadan, gel!"

Olmuyor istesem de! Ama olsun! Yoksa hiç olmayacak, hiç oldurulamayacak; hep yarım kalacak, eksik olacak.. Hasret olacak..

Işıksız kaldım ben..

Kasım 03, 2009

Oysa Herkes Öldürür Sevdiğini..!

"Kulak verin sözlerime iyice,
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!

Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimileri yaşlı iken öldürür;
Şehvetli ellerle öldürür kimi
Kimi altından ellerle öldürür;
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.

Kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
Kimi satar kimi de satın alır;
Kimi gözyaşı döker öldürürken,
Kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
Herkes öldürebilir sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez!"

Oscar Wilde

Ekim 31, 2009

Acıdı..!

Hayat ne acımasızmış.. Yağmur durmadan yağıyor, hem de biz aynı şemsiye altında yürümeyi öğrenmişken..

Bugunse; iki yabancı olmak için zorlarken kendini ve beni..

Mephisto'da öperken ilk gün, hiç unutmayacağız diye söz vermiştik..

J'adore'da sıcak çikolatanın tadı hep bizleydi.

İlk kez Istanbul'da tek başına uyurken içi rahat edecek mi acaba ya da her adımında hikayemiz olan Istiklal'de..

Saka Salim'in onunden geçerken duyacak müziği, her defasında kalbimizden gelen..

Kar yağacak yakında ve 2.yıl dolacak dopdolu, herşeyiyle ortak, herşeyiyle birlikte.. Ve Istiklal bizi arayacak..

2 yıldır yanında uyuduğum adam, bu gece yalnız uyuyacak şehrimizde..

Ekim 26, 2009

Kahvaltı

En yakın cumartesi randevumuz var:

Martı ben, martılarla simit peşinde kanatlanacağız Eminönü-Kadıköy Vapuru'nda..!

(*fotoğraf: Öznur Yavuz)

Biz;


.. en çok birlikte gülüp eğlenmeyi sevdik!



Sordu, Söyledi..

Önce sordu: "Ne zamandır 'Ayaküstü duramam' diyorsunuz?"
Kadın bocaladı: "Bilmiyorum, bir yerde duymuş olmalıyım bu sözcükleri.. Ama nerede, hatırlamıyorum!"
Sonra yine sordu: "Hatırlamamanızı neye bağlıyorsunuz?"
Kadın düşündü: "Ben tarih bilincimi yitirdim! Nefesim nefeslere değiyor her sessiz haykırışımda.."

*Bugünse sözleriniz neşe saçıyor etrafa..

Şimdi


Bir süre önce (karıştırsam yazıları bulurum gerçi ama üşeniyorum) "Şimdi ölmek istemem" nidalarıyla ne de "ne olduğumu bilemediğimi" dillendirmek istemiştim.. Ağlayarak..!

Bugünse "Şimdi ölmek isterim; zamanım yok.."

Neresi?

Bazen yapmak gerek.. Neyi?

Cesur olmayı denemek.. Ne için?

Bilmiyorum..

Çok sevdiğim bir dostumun mutluluk dolu bir fotoğrafını gördüm bu akşam.. Hem de çok sevdiğim bir yerde: Tavanarası/Asmalı

İçimden "Evet, dedim oluyormuş. Hayat başlayabiliyormuş yeniden!"

Ne kadar eksiliyor 'kişi' her gün, ne kadar bambaşka mecralara çevirmek zorunda kalıyor yüzünü ya da istediği için çeviriyor.

Ortaköy'de olmak istedim.. Rüzgar yüzüme essin istedim, üşüyen ellerimi yine ısıtsın istedim..

Ben açmanın kabuğunu, o da içini yesin istedim.. Waffle'ına ortak olayım istedim, ağzım burnum çikolataya bulanarak..

Sahlep mevsimi geldi hem..

Peki, nerede kalmıştık? Bu kez 'ayraç'ımı kaybettim ve bulamıyorum.

Şimdi, şehrimde olmayı istiyorum sadece.. Ağlıyorsam da orada ağlamayı..

Ekim 22, 2009

Tarih.. Tekerrür?!

16-18 Ekim 08 & 15-18 Ekim 09 @ Samsun
25-26 Ekim 08 & 24-25 Ekim 09 @ Eskişehir

Nice zaman olmuş; nice insanlar gelmiş, gitmiş.. Kişi yönünü bulmuş, bulmaya yüz tutmuş..

Tarihin bu denli tekerrür etmesi daha neleri getirir beraberinde?!

Doğum..!

Hayat bazen böyle başlıyor..

Uzak değil, bir ses ötede!

Ne kadar yakın herşey..

Bir Ankara sabahında merhabalaşmak gibi, bir İstanbul sokağında her şeyi unutmak gibi, Eyüp'de bir vapurda gözyaşına ortak olunduğunda nereden bilinebilirdi yurt odasında birlikte ağlanacağını..

Kahve tadı da, kokusu da; nargilenin dumanı da.. Kadın olmak da..

Başkalarına olan kırgınlıkları hep birbirine ödetmek.. Belki de hayata kızıp en darılmayan, en
naif, en kırılgan karşısındakine yüklemekti.

Ben yoruldum; en çok da özledim..!

Ekim 21, 2009

Düş-tüm, dizim kanadı!

".. Ağız dolusu gülmeden, mızmızlanıp durmadan, kedileri sevmeden, gezmeden, görmeden, omuzlarda ağlaşmadan, uzunca duman üflemeden bir kez daha olabilir miydi?? Sırt dönebilir miydi ne olduğunu söylemeyen yürekler??

Bir Abdi Amca Kahvesi'nin kırk yıl hatırı vardı oysa.."

Bir başkasının masalı gibi, bir gülümseme yine bir başkasına ait; iflah olunmayan günler, alışmaya çalışmalar; olmamış gibi davranıp kendini avutmacalar.. Camdan kediler saklayıp tahta oyuncaklara bakardık; boynumuzda cam bir kalp, hiç unutmadığımız.. Bir şey var; zaman çok acımasızlaştırıyor insanı..

Ben bir 'Düş'-tüm, dizim kanadı!

Ekim 20, 2009

Ve.. Kuzeydeydi güneş..!

Aynen bıraktığım gibi.. Yerindeydi güneş..!

Aynı sahil, aynı deniz, aynı fırtına, aynı nargile (Nargilecinin adı ezberimde artık)..

Aynı güneş..

Başka insanlar.. Başka Aslı..

"..el kadar" turna kuşuyum ben..

Ekim 14, 2009

Bir koca yıl..

Geçen yıl.. Tam da bu zamanlar.. Samsun'daydım yine..

Nasıl da zordu hayat, nasıl da bambaşkaydı.. Yarin gelmesi için dualar edilirdi, okuldan nasıl kurtulsam diye planlar yapılır ama bir türlü cesaret edilemezdi.. Yeni demek için erkendi.. 'Ne güzeldir, yollarda olmak şimdi'yi ilk kez yürekten orada söyledim..

Bir nargileci, keşke hatırlasam adını.. İki kadın yağmurun altında.. Nargile dumanı rüzgara inat dans ediyor.. Konuşulanlarsa bir yıla inat hala zihnimde kelime kelime..

Bu yıl..

Hayat yine zor.. Ama bu kez bambaşka..

Bir yıl; bu kadar mı değiştirir hayatın seyrini..

Korkuyorum, Samsun'un bu kez dönüm noktam olmasından.. Oluyorsa da yine zorlukları yok etmek için olsun..

Ekim 13, 2009

Tazelendikten sonra..

Anahtar eğitmen eğitiminde karar vermiştim bir şey olmaya (ve biliyorum hiçbir zaman istediğim ben olmayacağımı da), 'Demokrasi ve Haklarımız' eğitmen eğitiminde başlıyor dediğim duyguyu yaşadım.

Burası garip, burası özel, burası güzel, burası insan, burası aslı gibi; 'asLI' var sadece. İçinde yer aldığım çok şeyde hırsıma mani olamayıp daha çok kendimi ya da bir başkasını kırabiliyorum. Ya da vurdumduymaza bağlamayı çözüm sayabiliyorum (daha çok acıtsa da).

Ama;
Burası tüm kimliklerimden sıyrılıp asLI olabildiğim; olduğum yer. Kendimle çelişmediğim, kendime inandığım, kendime güvendiğim yer. Yaptıım işi, anlattıklarımı uygulamadan/YAŞAMADAN yapamayacağım yer.

Başına kötü şeyler gelip bir süre Demokrasi ve Haklarımız eğitimlerine ve konuya bütün olarak inanmayan, eğitimleri bırakanlar duydum, tanıdım; hep korktum bunu yaşamaktan. Sonra 'Yaşadım!' bunu. Çok ağırını-ama daha çok bağlandım, can buldum, 2 hafta üstüste eğitime gidip terapi yaptım kendime, yola başkalarını katmak güç verdi, direncimi arttırdı.

O yüzden Haksız Şehir'i, Umudun Yurttaşları'nı, Yaşayan Kütüphane'yi çok sevdim. O yüzden Mardin'de hayat buldum, bir kez daha asLI oldum.

Tahammülüm yok, inanmayıp inanıyor gibi yapanlara..

8-11 Ekim 09'da Demokrasi ve Haklarımız Tazelemesinde idik..

..kanrevandır..!

Bazen öyledir..

Alkol kullanmayı gerektirmeyen bir söz "Şimdi iki tek atmak vardı!"

Doğru mekanlardayım yanlış zamanlarda.. Doğru zamanda ise olmamam gereken yerlerde.. Iskalamaktan başka bir şey bu.. Ellerinden akıp gidivermesi gibi..

Bir defa yenildim dedikten sonra, ardarda bu kadar çoğunun geleceğini kestiremezdim!

Ekim 07, 2009

.. sessiz çığlıklar!

Çocukların sessiz çığlıkları vardır.. Ne şeker için ne de bir türlü alınamayan oyuncak için değildir o çığlıklar..

Derindir çığlıkları olan çocuklar.. Misal, babaları yoktur; misal, anneleri çalışır; misal, büyükbabalarına taparlar; misal, dayılarını özlerler; misal, erken büyümüşlerdir; misal, ıhlamur severler; misal, mutludurlar ama hakkıyla yaşamayı bilirler; misal, hayatı erken öğrenirler; misal, bir gün uzak diyarlara giderler, çok uzak; misal, bir çölün ortasında seraptırlar; misal, masalları severler, hiçbir zaman gerçek olmayacağını bildiklerinden; misal, boya kalemleri hazineleridir; misal, hayalleri vardır; misal, yüzüstü bırakılmışlardır; misal, güvensizdirler; misal, kendilerini yollara vururlar, kaybolan benlerini bulmaya; misal, mezopotamyada büyüdüklerini haykırırlar; misal, bilirler ki ayakta durmak onların can damarıdır..

Ekim 06, 2009

..alçaktan uçar Martılar,. denize yakın!

Martıyı, uçarken,
önünden de görsen arkasından da,
farketmez: hiçbir yere gitmiyordur.
ancak yanından görürsen
farkedersin,
yol aldığını...

Ekim 01, 2009

"Ez rêbiwar im, ketim dû bayê.."

Kim bilir, kim der; "Tu bi xêr hatî.." diye..

"Haydi kalk ayağı. 40 kişi seni beklmekte; sil gözyaşlarını ve kalk ayağı.
'Diren diş ile, tırnak ile...
DİREN rüsva etme bizi'.."

Deyrülzaferan '09

Şirin Çileği Toplamaya Gittim..!

Bazen kaçıp gitmek istiyor insan..

Saçlarını iki pelük yapıp yanlardan; boşverip de koşası dere tepe, çayır çimen..

Eylül 23, 2009

Ah Masal!


"Anlatsam inanmazlar çocuk, masal derler,
Masala inanmazlar, masalı yalnızca dinlerler;
Sanki hakikati bilirmiş gibi,
Sanki hakikatin sırrına ermiş gibi.
Masala inanmayan gerçeğe inanır mı?"

(mm)

Eylül 22, 2009

Ömür..

..lük sevdim!


..2in!

Hızma!


Bir acıya denk gelirmiş kadının hızması.. O acıyı hep akılda tutarmış kadının o hızması...

Nar olsam!


"Nar ortadan ayrılıp da parçalara bölünürse, bir daha mümkünü yok yerine koyamazsın saçılan taneleri.." E.Şafak

Bizim Bayramımız :)

Bayramda hasta olmak ne kadar nahoş bir durumsa tüm günü anneyle geçirmek o denli şahane bir hadise :)

Sohbetler, nargile, yüzükler, rapido kalem.. Fenalaşma, istifra :S

Benim annem nev-i şahsına münhasır bir hatundur vesselam ;)

Eylül 21, 2009

..yön

"Rüzgarı dilediğim gibi değiştiremem ama yelkenlerimi ayarlayabilirim daima varmak istediğim limana!" E.Şafak

..güneşi gördüm!


Berfin güneşe aşıktır., Ama görmemiştir hiç!

Kar'a eder isyan, güneşe boynunu eğer!

Eksik..!


Turnam gidersen mardin'e
Turnam yare selam söyle
Karlı dağların ardından
Turnam yare selam söyle

Geçer..

"Zaman okyanusta bir damladır sadece. Budur anın tanımı. Hangisinin büyük hangisinin küçük olduğunu görmek için ölçemezsin damlaları.." E.Şafak

1..2..3..

Tahterevalliye tek kişi binilmez bu biiiirrrr, sonra dengeni kaybeder düşersin bu ikiiiiiii;

Yemek zili çaldı, al sana bu da üüüüüüüüç!


Eylül 20, 2009

Korsan Piçti!

Bir yıl önce korsan aldığım kitabı okuma vakti ancak gelebilmişti. Heyecanla açtığım kapağın ardından, 17.sayfa geliyordu. İlk 16 sayfa hunharca eklenmemişti kitaba, tıpkı korsanların bir gözünün kapalı oluşu/gözü olmayışı gibi.. Neyse ki kapağı çevirdiğim yer Taksim otobüsüydü. İndiğim gibi ilk iş bir kitapçıya girip ilk 16 sayfayı okumak olacaktı fütursuzca!

Okudum..

Şimdi elimdeki kitabın sayfalarında raks ediyorum ve hayatımın en güzel, en unutamayacağım kitaplarından birinin sayfalarına çeviriyorum bitmesini hiç istemeden..

*Hediye edilen kitap korsandı. Belki de alan kişiyi anmam için her defasında, bu yolu o seçmişti.

Kitap: 'Baba ve Piç'

"Her kadın bazen babasının günahıyla zaten piçtir!" E.Şafak

(Temmuz 2009 - İstanbul / 55T Gaziosmanpaşa-Taksim)

Balzamin

"Sen el kadar kadınsındır,
Sabahlara kadar beyaz ve kirpikli.
Bazı ağaçlara kapı komşu,
Bazı çiçeklerin andırdığı.
İş bu kadarla bitse iyi;
Bir insan edinmişsindir kendine,
Bir şarkı edinmişsindir, bir umut
Güzelsindir de oldukça, çocuksundur da
Saçlarınla beraber penceredeyken
Besbelli arandığından haberli

Gemiler eskirken, deniz eskirken limanda
Sevgili.."

Artık;..


.. daha çok yazacağım!

Çok geçmişten, yakın geçmişten, bugünden, yarından.. Olmuştan, eksikten, mutluluktan, öfkeden, üzüntüden..

Eylül 13, 2009

2a

Maraş'tayım..

Bir kez olsun off demeden.. Gözümü bir defa olsun kırpmadan.. Yanındayım yine ve hep sonsuza..

Hepp hiçç..

Eylül 11, 2009

Eylül'de Aylardan Eylül..

Eksik kalmak..

Eksik bırakmak..

Gözüm kapanıyor şimdi..

"Yani" diyemiyorum hiç..

Amasız, fakatsız, lakinsiz, yanisiz..

Sadece "SEV"erek, AŞK'la..

Uzun cümleleri sadece AŞK'la söylemeyi öğrendim..
Ellerimi uzatsam, uzatsa..

*Eylül geldi, geçiyor..

İstiklal'de karı kaçırmadan.. Yeniden!

Eylül 09, 2009

Ankara:uzak!

Başlıyor yine gurbet..

Yine özlemek.. Yine hapsolmak..

Maketlerimden müze açarım ben de..

Ve Düş-baz'a Ankara yolu gözükür..

Eylül 07, 2009

Düş-se, Düş-ünce

Seviyorum Düş-bazları! Kendimi de hatta!

Eylül 03, 2009

Şimdi Nereye? Yön?!

8 günün sonuna yaklaşırken yepyeni bir sürecin ilk adımlarındayız..

Her gün omuzlarımız daha yakın, her gün biraz daha sağlam basan ayaklar..

Peki ya şimdi? - Cengiz konuşuyor :)

Eylül 02, 2009

Çocuk!

Herkesin uçurtması olursa "Barış" olur..

Ağustos 28, 2009

Açık Denizler.. Açılımlı Günler..


Açılım dediğimizden 'Barış'ı bekler de öyle hareket edersek ne güzel..

Peki ya ne oluyor; kavga, dövüş, atışmaca, sidik yarıştırmaca..

Ağustos 26, 2009

Kadınınsı!

Kadınınsı: "Esnaf lokantasında, telaşsız.."

Nasıl geçti bilmiyorum, neler kaldı neler gitti henüz kestiremiyorum..

Zaman..

Çok sokak gördüm, çok hayal kurdum, çok heyecanlandım, çok kızdım, çok bağırdım, çok ağladım.. Ama hepsini çok inandığım için yaptım; birlikte yaşamak derken, insan derken, farklıyız derken çok çok inandığım için yaptım.. Herkes çok inansın istedim..

Et yedim, başkasının bardağından su içtim, bilmediğim şarkılar öğrendim, bildiklerimi hep bir ağızdan söyledim..

Başladığımdan beri içtiğimden daha çok nargile içtim, ama hiç bu denli keyfetmemiştim..

Esnaf lokantasında; sakin, telaşsız..
Telaşsız dostlar edindim, bir objektiften baktığı halde dünyayı hepimizden büyük gören.. Ortak olduğumuz planlar yaptım..
Yüzü güneşten olanları bir daha tanıdım, geç kaldıklarımı..
Bir insanın geç kaldım diyerek ağladığını, bunun için bana teşekkür ettiğini gördüm.. İnanamadım..

Çocuklar her "Hello" dediğinde, durup dakikalarca konuştum onlarla.. Manavın tezgahından üzüm, kuruyemişçinin vitrininden leblebi çaldım.. Göz hakkı dedim, yürüdüm..
Tarçınlı ekmek kokladım, gönlümü alan..

Kocaman adamların dediklerime değer verdiğini gördüm.. Büyük görüp elimi sıktığını yürekten.. Kadınlar gördüm, baştan ayağı beni süzen, ama bir gıdım rahatsızlık hissetmeden.. Ah babam dedim, bir sen inanmadın bana..

Dövmeler.. Anlamını unuttukları..

Az uyudum, diken üstünde hep.. Rüyalar gördüm, umarlı umarsız..

Kendime döndüm.. Kendime baktım.. Sevdim..

Temize çektim sandım son gece.. Henüz değil dedim ardından..

Uçağın kalkışından nefret ettim.. Günlerce gazete okumadım..

Kürtçe şarkıları daha çok sever oldum, mamoste'nin bilekliğine gözüm gibi baktım, özledim yarimi, eteklerime taptım, güzel çehrelere hikayeler yazdım, korkmadım, saçlarımı hep yıkadım.. Büyülenmedim eskisi kadar, ama bütünleştim..

Eksik bıraktım, erişemedim daha uzaklara.. Mardin, uzağıma düşmese yine..

Şimdi;
Geldim.. Yeni demek için ama hiç unutmadan.. Köyleri sevdim çok..

Ağustos 23, 2009

Son 2!

Mardin'den şehre dönüşe az kala..

Şimdi hava alanında tek günlük bir Istanbul seferinden sonra, henüz gitmemişken Mardin'e geri saymaya başladım.. Özledim şehri..

Ardından "yeni" bir dönem başlıyor.. Yeniden yollar, yollar.. Ne de güzeldir..

Birikiyor, her gün başka bir yazı var ya, yazmaya takat yok, internet yok.. Hepsi çıkacak parmaklardan ama az beklemeliler..

Yar, özlenir.. Yar'dır, sevgilimdir,, keşke gelse-dir..

Ağustos 16, 2009

Burası: Mardin!

Telaşsız, sakin, sorgusuz..

İyi geldi.. Mardin..

Oyun gibi..

Ağustos 13, 2009

Özlemek..

Ağustos 09, 2009

Mardin'de İkinci Gün İkinci Gece..

Saatlerce insan haklarını konuşmak..

Ağustos 08, 2009

Mardin'de İlk Gece..

Buranın toprakları zor..

Hayatta kolay bir şey söyle bana ..

Ağustos 07, 2009

Mardin'de İlk Gün!

Sabah çok erken.. Meydanbaşı telaşlı.. Simitçi çocuklar ellerinde tepsileriyle yanaşan otobüslere koşuyorlar.

Yol..

Mardin.. Midyat.. Kefnaze (Çayeli) Köyü..
Bino Amca..

Yezidi.. Allah'ın enerjisi güneşin enerjisi diyor..

Beni "O" böyle yarattı.. Allah demeden yatamam, Allah demeden kalkamam..

Cennete siz gideceksiniz. Tamam, cehennem benim olsun.
İyi insan olmaktan başka bir şey yapmak istemem..
Babamın mezarı burada diye duramadım başka memlekette; bu topraklara geldim yine..
Ayrımcılık var bu ülkede; dini farklı diye, dili farklı diye, ırkı farklı diye;.. diye;.. diye;..

Erik ikram etti, şeftali, kaçak çay.. Tütün sonra..

Ben bugün yüzümü güneşe döndüm; ben bugün yüzümü barışa döndüm!

Ağustos 06, 2009

Ve!

Mardin..

İçe yolculuk.. Özlenen 'ben'e..

Ağustos 03, 2009

Ses!

Ateşböcekleri dans ediyor zamana..

Temmuz 30, 2009

Başlar yollar..

Zağfiranborlu / Safranbolu..

Mardin.. / Merdo..

Antakya / Asi Nehri.. Reyhanlı bu kez..

Amed.. Van.. Viran Şehir..

* Yaylalar bu yaz rüya.. Bir başına gidilmezmiş yaylalara..

!Dünya benim memleket!